92406 kayıt bulundu.
1. zarf , zarf , eskimiş , eskimiş , zarf , zarf , eskimiş , eskimiş , Dâhice
Lisan : Arapça dāhī + Farsça -āne
Telaffuz : da:hiya:ne
1. -e , -e , eskimiş , eskimiş , -e , -e , eskimiş , eskimiş , Sataşmak
1. Dahleden dinimize bari Müselman olsa.
1. Dahleden dinimize bari Müselman olsa.
2. Karışmak, burnunu sokmak
Lisan : Arapça daḫl + Türkçe etmek
Telaffuz : da'hletmek
1. bir işe karışmış olmak, bir işte parmağı olmak
1. Yok, paşa kardeş, bu zaferde benim dahlim yok.
1. Yok, paşa kardeş, bu zaferde benim dahlim yok.
devridaim, her daim
1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , Sürekli, sonsuz
2. zarf , zarf , zarf , zarf , Daima
1. Beni daim şen gören safdiller öyle sansın / Ne bilsinler ki onlar bence birdir elem, haz
1. Beni daim şen gören safdiller öyle sansın / Ne bilsinler ki onlar bence birdir elem, haz
Lisan : Arapça dāʾim
Telaffuz : da:im
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Her vakit, sürekli olarak
1. Onu daima öper ve sefere çıkacakları zaman en sonra ona veda ederlerdi.
1. Onu daima öper ve sefere çıkacakları zaman en sonra ona veda ederlerdi.
Lisan : Arapça dāʾimā
Telaffuz : da:ima:
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Sürekli
1. Bununla beraber daimî mağlubiyetlerin acısıyla sarsılıyorduk.
1. Bununla beraber daimî mağlubiyetlerin acısıyla sarsılıyorduk.
Lisan : Arapça dāʾimī
Telaffuz : da:imi:
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bir konu üzerine olan, üzerine, konusunda, ... ile ilgili, üstüne
1. Yarına kadar sarhoşluğu geçer, ben de sarhoş olmadığına dair rapor veririm.
1. Yarına kadar sarhoşluğu geçer, ben de sarhoş olmadığına dair rapor veririm.
Lisan : Arapça dāʾir
Telaffuz : da:ir
daire kesmesi, daire parçası, dubleks daire, fasit daire, uçan daire, yarım daire, arz dairesi, askerlik dairesi, enlem dairesi, hareket dairesi, harp dairesi, istihbarat dairesi, kalorifer dairesi, kaza dairesi, kazan dairesi, lojistik dairesi, saat dairesi, vergi dairesi
1. isim , isim , isim , isim , Konut olarak kullanılan bir yapının bölümlerinden her biri, kat
1. Bu koskoca binanın, pasajın arka tarafında bir kısım daireleri ayrıca kiraya verilmiş.
1. Bu koskoca binanın, pasajın arka tarafında bir kısım daireleri ayrıca kiraya verilmiş.
2. Belirli devlet işlerini çevirmekle görevli kuruluşlardan her biri
1. Eskiden hem bir dairede beraber bulunmuşlar hem de silah arkadaşlığı etmişlerdi.
1. Eskiden hem bir dairede beraber bulunmuşlar hem de silah arkadaşlığı etmişlerdi.
3. Bu kuruluşların içinde çalıştıkları yapı
4. Bir yapı veya gemide belli bir işe ayrılmış bölüm
1. Yemeği, selamlık dairesinin üst katındaki yemek salonunda yediler.
1. Yemeği, selamlık dairesinin üst katındaki yemek salonunda yediler.
5. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Soyut kavramlarda belli sınır, ölçü
1. Serkeşliklerden vazgeçerek edep ve itaat dairesine dönünüz!
1. Serkeşliklerden vazgeçerek edep ve itaat dairesine dönünüz!
6. matematik , matematik , matematik , matematik , Bir çemberin içinde kalan düzlem parçası
7. müzik , müzik , müzik , müzik , Saz takımında usul vurmaya yarayan tef
Lisan : Arapça dāʾire
Telaffuz : da:ire
1. isim , isim , geometri , geometri , isim , isim , geometri , geometri , Bir dairenin iki yarı çapı ile aralarındaki yayın çevrelediği alan
1. isim , isim , geometri , geometri , isim , isim , geometri , geometri , Bir dairenin kirişi ile o kirişin yayı arasında kalan parça
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Dairesi olan
1. Katları dörder odalı, bir mutfak, bir sofa dört daireli bir apartmana sahibiz.
1. Katları dörder odalı, bir mutfak, bir sofa dört daireli bir apartmana sahibiz.
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Daire ile ilgili
2. Daire biçiminde olan, dairevi
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Dairesel
Lisan : Arapça dāʾirevī
Telaffuz : da:irevi:
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Düzenli işleyen, aksamayan
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Zamanı kullanmada çok dikkatli olan, her şeyi zamanında yapmaya özen gösteren
Lisan : Arapça daḳīḳ
dakika başı, o dakika, son dakika, dakikası dakikasına
1. isim , isim , isim , isim , Bir saatlik zamanın altmışta biri
1. Burada, kırk beş dakika kadar, elleri daima kelepçeli, bir koltukta bekleyiş veya bekletiliş.
1. Burada, kırk beş dakika kadar, elleri daima kelepçeli, bir koltukta bekleyiş veya bekletiliş.
2. An, zaman
1. Bundan sonra sizi her dakika arayacağım.
1. Bundan sonra sizi her dakika arayacağım.
3. matematik , matematik , matematik , matematik , Bir derecenin altmışta biri
Lisan : Arapça daḳīḳa
Telaffuz : daki:ka